Kategoriler
Denemeler

Bir Yaz Günü Hiç Bu Kadar Üşüdün Mü?

Bugün tarih 04.07.2024 ve senin ölümünün üzerinden tam 4 yıl geçti. Bu satırları yazarken yine karmakarışık duygular içerisindeyim. Seni nasıl özlediğimi bilsen, topraktan çıkar gelirdin ama ne yazık ki bu hiçbir zaman olmayacak…

Ölümünü takip eden 2 yıl benim hayatımın en zor yıllarıydı. O zamanları hatırlıyorum da kendime şaşırıyorum. İnanılmaz bir direnç göstermişim, bunu şu sıralar daha iyi idrak ediyorum. Bilmeni istediğim bazı olaylar ve durumlar var onları anlatıyım;

Artık pek çok kişiye gram tahammülüm kalmadı, belki biraz acımasızca ama son derece yerinde olacak şekilde insanları hayatımdan çıkarıyorum. Pişman değilim çünkü kendimden verdikçe ben eksilir oldum, ben bu hayatı tamamlayarak bitirmek istiyorum. Yani benim canım annem, bu sofradan karnım tok kalkmak istiyorum ve bunu da başaracağımdan şüphen olmasın.

Sebepsiz ve alakasız şekilde tanımadığım insanlara iyilik yapma eğilimim iyice arttı. Birilerinin hayatına dokunmak, onları gülümsetmek bencilce bir tavır gibi dursa da beni inanılmaz mutlu ediyor. Alan taraf değil, veren tarafta yer almak istiyorum. Hayatıma dışarıdan bir gözle baktığımda çok fazla bir şeye ihtiyacım olmadığını (bir şey dışında) ama bazı insanların bir gülümsemeye muhtaç olduğunu biliyorum. Bunun için de elimden gelenin fazlasını yapacağım.

Kendi kendime yardım etmeyi iyice öğrendim. En yakınımdaki insanların hayatları o kadar zor ve yoğun ki onları bu keşmekeşin içine çekmek bana adil gelmiyor. Arada hüngür hüngür ağlamak için tek başıma bilmediğim ıssız yerlere gidiyorum. Her şeyin cevabını bilmemiz olanaksız ancak kendi başıma oturduğumda cevabını alamayacağım o soruyu “Neden bu kadar erken?” sorusunu sormadan kendimi alamıyorum. Çok hızlı oldu her şey, ben çocukken zaman bu kadar hızlı geçmezdi, mesela sabahlara kadar sokakta top oynardım ama saat hep akşam 5’e gelirdi. Bilmiyorum anne belki de zaman kavramını yitiren sadece ben değilimdir.

İnsan ilişkilerinde problemlerim olduğu açık özellikle kadınlarla olan ilişkilerimi bu yaşlarımda daha fazla tartmaya başladım. Yaşadığım, içinde bulunduğum dönem normal bir dönem değil elbette ancak ben ortak bir zevk bulmakta çok zorlanıyorum. Konuşacak çok şeyim var ama kiminle ve nasıl kestiremiyorum. Boğuluyorum anne, benim önemsediğim değerleri önemseyen insanların sayısı neden bu kadar az, neden bir kadınla karşılıklı konuştuğumda konu toplumun belirlediği konulara geliyor, neden bir erkekle sadece belirli konuları konuşabiliyorum. Neden?

Ben yapayalnız bir adamım bu kendi hakkımda kabul ettiğim ilk gerçek, kendi hakkımda kabul ettiğim birçok gerçek de var ancak inan bu yazıyı bile zor bitiriyorum. Hayatım bir gün sona erdiğinde sofradan tok kalkacağım ancak nasıl bir ruh hâli içerisinde son nefesimi vereceğimi düşünüyorum. Pişman, Öfkeli, Mutlu, Mutsuz, Başarılı veya Başarısız acaba bu saydıklarımdan hangisi beni tanımlar, düşünmek anne düşünmek insanı delirtmeye yetiyor…

Rüzgar Gülü şarkısında şöyle bir cümle geçer: Bir Yaz Günü Hiç Bu Kadar Üşüdün Mü? İnanın bana Temmuz Ay’ında hava 30 dereceyken içiniz buz gibi kaskatı olabilir, bu da hayatın bize bir oyunu sanırım Teoman Abi.

Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez.

Dücane Cündioğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.