Kategoriler
Denemeler

Bakteri

Bakteri isimli bu yazıyı, sayısı yine bir elin parmağını geçmeyecek kadar insan okuyacak.

Önemli mi?

Değil elbette.

Neden mi?

Çünkü binlerce insan okusa bile çok azının aklında yer edecek.

Neden mi böyle düşünüyorum. Hadi başlayalım.

Öncelikle şu başlık meselesine bir el atalım. Bakteriler, virüslerden farklı olarak birer canlı organizmadır. Bu da bakterileri enerji üretebilen, kendi kendine çoğalabilen ve hareket eden bir patojen (hastalığa neden olan her türlü organizma ve madde) yapar. Bakteri neymiş az çok kafamızda oturmuştur. Sağlık dersi konusunda ahkâm kesecek son insan benim, bedeninizi tehdit eden bir durum söz konusuysa bu yazı size fayda sağlamaz.

Fakat bir dakika, isteyerek ya da istemeyerek sürekli her türlü ortamdan duyup maruz kaldığımız genellikle olumsuz olan düşünceler ve fikirler zihinsel sağlımızı çok fazla etkilediğinden bakteri olarak nitelendirilemez mi? Cevabınız bu soruya evetse biraz daha yaklaşın lütfen, çünkü konu önemli…

Topluma çok uzak bir noktadan baktığımızda, birbirlerinden her anlamda oldukça farklı hayatlara sahip insanlar görebiliriz. Biraz daha yakınlaşıp bir arkadaş grubuna baktığımızda yine çok farklı hayatlara sahip olduklarını zannederiz. Ancak bana kalırsa tam olarak durum böyle değil. Genel olarak insanlarımız bir kere geldikleri bu hayatı başkalarıyla beraber yaşama eğilimindeler…

Telefonlardaki uygulama yığınından mı yoksa insanlarımızın aşırı tembel olmasından mı bilmiyorum ama insanlarımızın neredeyse tamamına yakını başkaları ne yaptıysa onu yapıyor ya da yapmaya çalışıyor. Sanal veya gerçek ortam farketmeksizin gördüğü her şeyi ama her şeyi deneyimlemek ve tatmak istiyor. İhtiyacım yok ama o kıyafeti ben de almalıyım, hiç benim tarzım değil ama o diziyi kesin en kısa sürede bitirmeliyim, şu an durumum yok ama tatile gidip acil Instagram’a fotoğraf atmalıyım, çizgi roman bile okuyamam ama o tuğla gibi romanı alıp kahve ile bir story atmazsam olmaz.

Peki neden?

Sebep çok açık ve net şekilde önümüzde duruyor. Komşu Fatma tatile gittiyse onun neyi eksik, Çağla o kıyafeti aldıysa o da alır herhalde, arkadaş (kaçı gerçek tartışılır) ortamında o dizinin konusu açılırsa mutlaka izlemiş olmalı ve hatta dizideki oyuncuların hayatlarını bile tartışabilmelidir.

Peki neden?

Çünkü toplumun büyük bir çoğunluğunun, bu yaptıklarının ya da yapacaklarının aynısını yaptığını biliyor. İlgi görmek, önemsenmek ve yaptığı paylaşımların (çoğu en az 2 adet filtre barındıran) konuşulması onun için çok önemlidir.

Hakkında ağza alınmayacak olumsuz bir konuşma yapılacak olsa bile hiç önemli değil yeter ki konuşulsun ve ondan bahsedilsin. Çünkü kendine ait bir hayat kurmak için çok fazla fedakârlık yapılması gerektiğini en iyi yine o biliyor. Fakat buna cesareti yok.

Peki neden?

Farklılığın benimsenmesi için bir grubun ya da toplumun içinde hatrı sayılır sayıda insan bulunmalıdır. Bireysel farklılıklar bizim gibi toplumlarda çok tehlikeli ve sakıncalı olarak görülmektedir. Hayal edin kalabalık bir arkadaş ortamındasınız ve herkes dinlediği müzik türünden sohbet ediyor. Rap, Pop, Arabesk diye sohbet devam ederken siz Jazz müzikten konu açtınız. O ortamdaki insanların yüz ifadesini şu an ben görebiliyorum siz görebiliyor musun? Yüz ifadesini bir kenara bırakalım bir süre sonra sizin zevkinizle doğrudan ya da dolaylı olarak dalga geçeceklerdir.

O ne biçim müzik ya, zaten sadece siyahiler yapıyor, bu devirde Jazz mı dinlenir, bu da iyice delirdi, nereden buluyorsun böyle saçma şeyleri vb. cümleleri duymanız kuvvetle muhtemel. Çünkü bu topluma göre farklılık saygı gerektirmeyen anlamsız bir tutumdur.

Yukarıdaki oldukça basit bir örnek üzerinden bile görüyoruz ki bu coğrafyanın insanı, konu ne olursa olsun sorgulamadan fanatik davranışlar sergilemektedir. Fanatik davranışların da temel sebebi başkalarından farkında olarak ya da olmayarak aldığımız olumsuz düşüncelerdir.

Siyaset ve futbol ikilisini bir kenara bırakırsak, fanatikliği en çok hissedeceğiniz konuların başında kadın erkek ilişkilerindeki kaotik yapı gelir. Bu toplumda aralarında ilişki bulunması muhtemel insanlar bile bir masada karşılıklı oturup telefonlarına bakmadan, o ilk ve en önemli sohbeti gerçekleştiremezler. Sürekli bir hesap kitap peşindedirler. Çünkü kadınların büyük bir çoğunluğuna göre bütün erkekler şerefsiz, erkeklerin büyük bir çoğunluğuna göre ise bütün kadınlar yolludur. Ayrıca çok fazla alternatif vardır yani o olmazsa başkası olur. Bu fanatizm barındıran fikirler gökten inmedi, birileri bu fikirleri besleyip büyüttü ki bu insanlar bu düşünceleri taşıyorlar di mi?

Türkiye’deki iş hayatından bir örnek vermek gerekirse bunun adı ‘Konfor Alanıdır.’ Konfor alanı, bir çalışanın uzun yıllar bir şirkette bulunması sebebiyle, kimse bana ilişmesin ben kimseye ilişmiyorum durumuna geçmesi ve kendisine rahat bir ortam sağlamasıdır. Bu durum bakteri diye tanımladığım toplumun her kesimine sirayet etmiş zihinsel körelmenin güzel örneklerinden birisi çünkü hemen hemen bütün şirketlerde en az üç dört kişi bu bahsettiğim psikoloji içerisinde günü kurtarma peşindedir. Bu tarz insanların bulunduğu ortamlarda yeni bir fikrin filizlenmesi ya da çalışma yönteminin değişmesinin olanağı yoktur. Rahatına düşkünlük ve eski köye yeni adet getirme anlayışını da gökten indirmediler herhalde bu fikirler bir yerlerden geliyor olmalı di mi?

Toplumda bir çok farklı örneğini görebileceğimiz yukarıda bahsettiğim fikirler ve benzeri davranış biçimlerinin hayatımız üzerindeki etkisini bir görebilseniz herhalde kanınız donacaktır. Tek başına bir şeyler yapma ve deneme becerisi çok önemli ve bana göre gerekli bir davranış biçimidir. Dünya aynı olanların hikayesini değil genellikle farklı olanların hikayesini duyduğumuz bir yer değil mi?

Umarım kendi yolunu her şeye rağmen bulabilir ve bakteri halinde yayılan fikirlerden sıyrılabilirsin. Sonuçtan bağımsız olarak yolun kendisinin güzel olduğunu ve herkesin ayak izinin olmadığı yolları fark etmen dileğiyle…

Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.

Tevfik Fikret

“Bakteri” için bir yanıt

[…] Çevresi tarafından çok konuşan, kendisini öven, yer yer ukala birisi olarak tanınırdı. Ancak yine çok hem de çok az kişinin bildiği bazı özellikleri vardı. Mesela karşısında birisi konuşuyorken o kişiyi gözünün içine bakıp gerçekten dinlerdi ya da bilmediği bir konuda ahkam kesmek yerine ben bunu neden bilmiyorum diye kendisine en ağır eleştiriyi getirirdi. […]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.