Her Başarılı İnsanın Arkasında Onunla Aynı Amaçta Başka Bir İnsan Olmalı

Bill Gates’in Beyninin İçinde

Merhaba, karantina sürecinde belgesel izleme oranım hatrı sayılır ölçüde artmış görünüyor. Günlerimi evde geçirdiğim bu dönemde, izlemiş olduğum belgesellerden birisi de Inside Bill’s Brain: Decoding Bill Gates isimli Bill Gates’in hayatının ve yaptığı hayırseverlik çalışmalarının anlatıldığı üç bölümlük mini tv serisi. Belgeselde, Bill Gates’in beyninin içinde neler olup bittiği, çalışma prensipleri, çevresiyle olan ilişkisi gibi pek çok konudan bahsedilmektedir. Ancak genel çerçevede belgesel, Bill’in Microsoft’tan ayrıldıktan sonra üzerine yoğunlaştığı temel Dünya sorunları ile ilgili konular üzerinde duruyor. Bu çalışmaların büyük bir bölümü yoksul ülkelerdeki hastalıklar ile ilgili olarak yaptığı hayırseverlik çalışmalarını kapsıyor. Hayırseverlik ve Dünya sorunlarını bir kenara bıraktığımızda, belgeselin içinde hayata dair pek çok not alınacak konunun bulunduğunu fark ettim. Bu yazının asıl yazılma sebebi de tam olarak bu. Almış olduğum notları başlıklar halinde açıklama gayretim aşağıdaki gibidir.

Bill Gates’in Beyninin İçinde: Ailenin Önemi

Hepimizin içten içe önemini bildiği ama bir çoğumuzun ıska geçtiği aile kavramı Bill Gates’in şuanki konumunda olmasındaki en önemli etkendir. Nitekim Bill içine kapanık, odasından pek fazla çıkmayan, kalem kemirerek sürekli bir şeyler araştıran ve okuyan bir çocuktur. Çoğu zaman akşam yemeğinde ailesi ile birlikte sofraya bile oturmaz. Birinci bölümde o dönemlerde anne babasının kuralcılığına uymak istemediğini ve günlerce onlarla konuşmadığını bile belirtiyor. Bill, bir akşam yemeğinde annesine bazı argo kelimeler sarf etmesi ve bağırması üzerine aile bireylerinin tamamının bir terapiste gitmesine bile sebep olmuştur. Kız kardeşi Kristi’ye sorulan “Anne ve babanız onu yalnız bıraksa ve gerçek dünyaya girmeye zorlamasa aynı adam olur muydu sizce?” sorusuna Kristi şöyle yanıt veriyor: “Sanmıyorum. Bilemezsin ama sanmıyorum. Anne ve babamın Bill’in bugünkü konumu üzerinde büyük bir etkisi oldu.”

Özellikle anne Mary, Bill’e her zaman daha iyi, daha yardımsever bir insan ve birey olması konusunda rehberlik etmiş ve yol göstermiştir. Bill & Melinda Gates vakfının kurulmasından, Bill Gates’in genç yaşlarda Warren Buffet ile tanışmasına kadar pek çok konuda kendisine ön ayak olmuştur. Bill Gates’i her zaman kariyeri ile hatırlıyoruz ancak onun aile hayatı en az kariyeri kadar başarılı, eşi Melinda Gates ile hemen hemen her kararı ortak alıyor ve çift mutlaka ortak bir payda da buluşuyor. Birbirlerinin göremedikleri noktaları görmelerini sağlayarak, sürekli üstüne koyarak ilişkilerini bu güne kadar ilk günkü tazeliği ile korumuşlar. Bill’in arkadaşı Mike Slade, Melinda konusunda hiç bir zaman Bill’in şikayetçi olmadığını ve tanıdığı erkekler arasında eşinden şikayetçi olmayan tek kişi olduğunu söylüyor. Bill’e serinin yönetmeni tarafından sorulan “Bugün otobüs çarpsa ve ölsen, keşke yapsaydım. Yapmış olsaydım diyeceğin tek şey nedir?” sorusuna Bill şöyle cevap veriyor: “Melinda’ya teşekkür etmek.”

Zaman Yönetimi, Bol Bol Düşünmek ve Okumak

Bill Gates’in yardımcılarından Lauren Jiloty onun için şöyle söylüyor: ” Her toplantısına dakikası dakikasına girer. Asla kaçırmaz. Zaman daha fazlasını satın alamayacağı tek şey. Kısıtlı bir kaynak. Sınırlı. Bizim gibi onun da günde sadece 24 saati var.” bu sözler sanırım her şeyi özetlemektedir. Kim olursak olalım, ne işle uğraşırsak uğraşalım bize verilen zamanı verimli kullanmamız gerektiği gerçeği inkar edilemez.

Bill Gates, 90’lı yılların başında henüz Microsoft’u yönetirken kendisi için Düşünme Haftası adında bir program yapıyor. Programın içeriği basit, yanına aldığı bir el çantasına düşünme haftasında okuyacağı kitapları dolduruyor ve küçük bir kulübede 1 hafta boyunca sayfalarca kitap okuyarak, araştırarak tek başına zaman geçiriyor. Okumak bir yana burada bir nevi inzivaya çekilerek sadece konular hakkında düşünüyor. Yardımcısı yine bu kitapların haftada bir temizlenerek yenilendiğini ve Bill’in kitapları her yere yanında götürdüğünü söylüyor. Arkadaşlarından Mike Slade: “Hayatımda tanıdığım, yeni şeyler öğrenmekten en çok keyif alan insan. Bir konuda bir kitap okumaz. Bir konuda 5 kitap falan okur.” şeklinde Gates’in kitaplar ile olan ilişkisini ve kitaplara yaklaşımını net şekilde anlatıyor.

Her Şeye Rağmen Mücadele Etmek!

Bill, Lakeside Programcılar grubuna henüz sekizinci sınıftayken katılmış ve grubun kurucularından olan Paul Allen’ın ilgisini çekmiştir. Yerel bir şirketin Bill ve arkadaşı Kent’i, maaş ödemelerini programlamaları için tutması üzerine, üst sınıflar Bill ve Kent’i grupta istememektedirler. Bu sebeple Paul, iki yetenekli öğrenciyi projeden kovma kararı alır. Bill ise bu durum sebebiyle Paul’e şöyle söylemiştir: “Bu işin zorluğunu hafife alıyorsunuz. Dönmemi rica ederseniz bu işi ve benden yapmamı isteyeceğiniz her şeyi tamamen devralırım.” Nitekim Bill haklı çıkmıştır ve Paul haftalarca çalışmasına rağmen programı tamamlayamamıştır. Bu süreç Paul ve Bill’i yakınlaştırsa da, Bill’in en iyi arkadaşı Paul değil Kent’tir. Bill, onunla 6-7 yıl sonrasının planlarını yapıyordur. Ne yazık ki Kent bir dağ tırmanışı dersi sırasında tepeden düşerek hayatını kaybedince, Bill beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Arkadaşı Kent ile yaptığı büyük planları, pes etmek yerine onsuz yapmaya karar vermiştir.

Bill & Melinda Gates Vakfı, çocukların tedavisi mümkün olan bazı hastalıklardan ölmesi ya da engelli kalması sebebiyle bir çok kurum ile bu hastalıkların çözümü için çalışmalarını sürdürmekteydiler. Bu hastalıklardan birisi de çocuk felci ve hastalık tüm dünyada hızla azalırken Nijerya’da durum yatay seyretmiş ve hasta çocuk sayısı artmaya devam etmiştir. Bunun üzerine Bill, vakfın bütçe toplantısında çocuk felci hastalığı için istenen 200 milyon dolarlık bütçeyi 400 milyona yükseltmiş ve programı bizzat takip etmeye başlamıştır. Nijerya’daki dini liderlerin söylenti yayması üzerine tüm kampanyalar durdurulmasına rağmen, Bill bölge liderleriyle bir araya gelerek onları ikna etmiş ve çalışmalar tekrar başlamıştır. 2008 yılında 798 çocuk felci vakası görülen Nijerya’da 2010 yılına gelindiğinde bu sayı 21’e kadar düşmüştür.

Tüm bu çabalar ve çalışmalar, 2010 yılında elli militan’ın Nijerya’nın kuzeyindeki Cezaevini basıp, buradaki yüzelli terör örgütü üyesini serbest bırakması üzerine büyük bir sekteye uğramıştır. Örgüt üyeleri aşı için çalışan insanların geçişine izin vermediği gibi bilgi akışını da kesmiştir. Bill Gates, yaşanan olaylar karşısında dehşete düşmüş görevli aşı ekibi yola döşenen bomba sonucunda hayatını kaybetmiştir. Tüm bu olumsuzluklara ve engellemelere rağmen o hala çalışmalarını sürdürmeye ve Dünya sorunları ile ilgilenmeye devam ediyor. Bunun için hem maddi kaynakları sonuna kadar zorluyor hem de çok önem verdiği zamanının büyük bir kısmını ayırıyor. Belgeselde bahsettiği gibi bunları ilham vermek için yapmıyor, Dünya’nın kaynaklarının kısıtlı olduğunu biliyor ve optimizasyon için bunları yapıyor. Şu anda 64 yaşında olan Bill Gates ne emekli olmayı ne de vazgeçmeyi sanırım hiç aklına getirmiyor. En büyük korkusunu öğrenmek isterseniz belgeseli izleyebilirsiniz…

Not: Sonuç olarak bu yazıda bahsettiğim konular Inside Bill’s Brain: Decoding Bill Gates tv serisinin kısa bir özetidir. Belgeselde arkadaşlığın ve karşımıza çıkan insanların önemi, kavgaların bir noktadan sonra anlamsız olduğu gibi bir çok durum alt metin olarak anlatılmaktadır. Daha detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsanız Netflix’te yayınlanan Inside Bill’s Brain: Decoding Bill Gates (Bill Gates’in Beyninin İçinde: Bill Gates’in Kodunu Çözme) isimli tv serisini izleyebilirsiniz. Yazıya Bill Gates’in annesinin sözleriyle nokta koyuyorum.

Hepimiz kendi başarı tanımlarımızı yaparak yola çıkmalıyız. Kendimizden bu belirli beklentilerimiz oluştuktan sonra onlara ulaşmamız daha mümkün olacak. Sonuçta önemli olan ne aldığın ve hatta ne verdiğin değil neye dönüştüğündür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.